Olmayanın Yitimi

Dünya var olmadan önce, ta başlangıçta, Söz vardı. Söz aramızdaydı, bizimle birlikteydi, damarlarımızda akan kanın sesini, doğanın nefes alışverişini yankılayan kadim bir sesti. Kadındık erkektik ve biz sözdük.
Anaç göğüslü tanrıçalar, sütleriyle beslediler geniş ovaları. Şaman Kam’larının kuş desenli davullarıyla öte dünyaya geçti ölüler. Su dalgaları. Yörük çadırları, kara keçeden örtüler ve büyüler. Çadırın önünde uzun çubuklarla duman tüttüren büyücüler, ateşin etrafında dans eden esrik kadınlar.
Ve söz eril tanrıların eline geçti. Ana tanrıçaları toprağa bağlayan zincir kırıldı. Ve Oğullar sütten kesildikten sonra annelerinin hikâyelerini duymaz oldular. Artık fısıltılara mahkûm olduk.
3 milyon tanrı! 300 bin tanrı! 300 tanrı! 3 Tanrı!
Sonra dünyayı kurtaracak adam geldi… O her şeye isim verendi.
Soruyorum size ey tanrılar, gerçekte kaç tanrı var? Ve ilahlar sevişirken, kadın erkek dans ederken ve bütün canlılar bir ve eşitken o tek rabbe nasıl izin verdiniz?
Tanıdım ben onu.
Ağzından yılanın başı sarkıyordu, eliyle koparıp attı onu, ağzının iki yanından akan kanları silerken kitabını yazıyordu. Kervanını altınlarla doldururken kitabını yazıyordu, kiliselerini, mabetlerini, camilerini, sinagoglarını kurarken ve vaaz ederken sözde iyiliklerini, dünyayı yakıp kül ediyordu.
Gördüm ben onu.
Çeşme başında su içerken, kaplumbağa derisinden daha kuruydu cildi ve gözleri milyon yıllık güneşin ışığından daha yaşlıydı.
O ki, insanı hayvandan, hayvanı bitkiden, erkeği kadından üstün görüyor. O ki “Bizden olan bizden olmayan.” diyor. O ki kötü ün veriyor erkek iken erkek sevene, lanetliyor kadın iken kadınları isteyenlere. Yüreği çarpmaz mı âşık olanların? Aşkın var mıdır cinsiyeti? O ki şehirlerin üzerine gökten ateşli kükürt yağdırıyor, o ki peygamberlerinin küçücük kızlarla beraberliğine izin veriyor. Varmış gibi küçük kızın seçme şansı.
Bildim ben onu…
Ey 99 isimli tanrı, 99 kapı! Ey Budistler, Şamanlar, Hıristiyan keşişler, yeri göğü duayla dolduranlar. Himalayaların ıslık sesli dua silindirleri, Tibetli rahibin tokmağı ve gong sesi. Sonsuza giden sesler… Havada titreşen dualar. Şaman davulunun tımbırtısı. Görmez misiniz bir işe yaramıyor dualarınız! Silinmiyor günahlarınız, duman kokusu ve is. Kandil dibinde biriken yağlı is. Yok olmuyor orta çağın boynuzlu iblisleri. Hepinizi lanetliyorum!
Bize diller armağan edildi, bu yüzden kelimesini bilmeden hiçbir şey göremez olduk. Adımız eril tanrılar için hiçbir şey ifade etmiyor. Anılarımız toza karıştı. Kadınlar sustular. Artık söz onlara ait değil.
Zihnim kelimelerle doldu.
Kelimeler, kelimeler, kelimeler, kafamın içinde milyon milyon kelime, kara kartallar gibi dönmeye başladı.
“Fısılda,” dedi yüreğim.
“Fısılda bana.”
Tanıştığımızıçalıştığımızıayrılığımızı,olmadığınızıolamadığımızıarkadaşlığımızı,yalyaşadığınıar adığınızıanladığınızıanlaştığımızı,yaşadığımızıaradığımızı,uğraştığımızı,ayakkabılarınızı,yaptıkla rınızıacılarımızıyaptıklarımızı,konuştuklarımızı,duygularınızı,sorularınızıçocuklarımızı,sorunla rımızı,bombalarımızıtelefonlarınızısilahlarınızısilahlarımızı,eşyalarınızı,mülklerimizi,tanıştığı nızı,ayrıldığınızıayrıldığımızıyapmadığımızı,altınlarınızıaydınlarımızı,duygularımızısorunların ı,günahlarımızıgözyaşlarımızı,kulaklarınızı,topraklarınızıdüşüncelerimizikitaplarınızı,arkadaşın ızıöfkelerinizi,adamlarınızı,ayaklarınızı,pişmanlıklarınızı,çantalarınızı,küpeleriniziküplerinizi,ark adaşımızı,hayatlarımızı,adamlarımızıkaynaklarımızı,fotoğrafınızıfotoğrafımızı,çıkacağımızı,bulaca ğınızıbulacağımıolacağınızıolacağımızı,yapacağınızıyapacağımızı,kalacağımızıalacağımızı,kullanıl dığınıkararlılığını,çalışmadığınıhoşlanmadığını,hayallerinizi,yalnızlıklarınıolmadıklarını,çamaşırla rınıaradıklarını,ayacıklarını,anlattıklarımıyaşadıklarımıağladıklarınıgözyaşlarını,konuşmalarını,bil gisayarınıihtiyaçlarınınumaralarınısigaralarınıarkadaşlarını,anahtarlarını,yapacaklarınıdostlarımı, kilitlikapıları,kaçırıldığınıolasılığınıahlaksızlığını,tanımadığını,bulamadığımıinanmadığınıyaramadı ğını,yakaladığını,haykırışlarınıaraştırmasını,davranışlarını,anlattıklarını,saçmalıklarını,bağlantıları nı,konuştuklarını,telefonlarını,ameliyatını,bağırsaklarınıyumurtalarınıyapılacağınıtanıyacağımıayrıla cağımıkonuşacağınıhatırladığını,kaynaklandığınıbuluşacağınıkurtulacağınıkoruyacağını,fısıldaona bırakacağınıbırakacağımıbuluşacağını,terkedişinikurtaracağını,kullanacağını,olmayacağını,inanaca ğımı,yaşayacağınıyarayacağını,uykularımıyorulacağımıanladığını,anlayacağımıağlamayacağımı,bunal tını,anlamıanlamsızlığısezgilerini,beyhudeliğiyaşamınboşluğunu,inancıninançsızlığını,herşeyinçökm eyemahkumolduğunu,gelmişingeçmişin,bütüntanrılarınçoktanberidiröldüğünü,aslındahiçvarolmadık larınıveşimdi,nasılsonsuzdakaybulduğunu,yitirildiğiniyokolduklarınıolmadıklarını,kumgibieridiğini, yokluğu,fısılda.
Ve fısıldadım Tanrının öldüğünü korkmadan.
