Yerdeniz Kuir Edebiyat Atölyesi hakkında katılımcı yorumları/Dilek Kutzli

Platon’un Şölen’inde Aristophanes insanların bir zamanlar üç cinsiyete sahip olduğunu, erkeklerin başlangıçta güneşten, kadınların dünyadan, Hermafroditlerin ise her iki cinsiyetten pay alan aydan doğduğundan söz eder.

Hermafroditler üç cinsiyetin en güçlülerindenmiş, kibre kapılıp göğe tırmanmışlar ve Tanrılara saldırmaya kalkışmışlar, buna kızan Zeus her Hermafroditi kesip ikiye ayırmış ve erkek yarı dişi yarıyla, dişi yarı da erkek yarıyla tekrar birleşmeyi arzular olmuş. Bu durum üç tür çiftleşmenin ortaya çıkmasıyla sonuçlanmış; güneş-erkekler güneş-erkekleri, dünya-dişiler dünya dişileri arzular olmuş. Ay-hermafroditler ise şimdi ikiye ayrık halde, yitirdikleri yarıya özlem duyan heteroseksüel insanlar olmuşlar. Bu yüzden diyor Aristophanes, “Hepimiz çocukların yadigâr olarak ikiye bölüp, kalkan balığı gibi bir’den iki yaptığı sikke parçalarına benziyoruz, her birimiz durmadan kendi karşılığımız olan yarıyı arıyoruz.”

Bu bilgileri “Kuir” sözcüğün alt katmanlarındaki anlamları ararken buldum. Necla Hoca, yeryüzündeki her canlının bir değeri ve eşit hakları olduğuna inanıyor. Atölyesi benim için muhteşem bir deneyim oldu. Okurken, yazarken, yorumlarken kim olduğum ve kim olmadığım hakkında önemli bilgilere ulaştım. Yazma konusunda kendime inanmayı, kendimi zorlamayı ve bilindik kalıpların dışına çıkmayı öğrendim. Ayrıca en önemli katkılarından biri de dildeki ayırımcı, üstten bakış içeren deyim ve söz öbeklerini kullanmıyorum artık. Bütün bunlar için Necla Hocama gönülden teşekkür ederim.